Bir Olmak Varken
Dil yetmez. Söz dönmez. Kelimeler yetersizdir. Duygular coştuğunda tutulur tüm evren. Lal olur her şey. Cümle alem sükuta keser. Bütün kainat taş keser. Ve bilcümle mahlukat akan coşkuyu seyre dalar. Sadece seyir. Göz kapakları donmuştur artık..Seyreyler aşka gelişini duyguların.
Oysa o kabaran dalgaların içinde olmakla anlaşılır her şey. Onlarla bir olup akmakla...Yeri geldiğinde durgun, dingin...Yeri geldiğinde hırçın...Kah taşlara çarpıp köpürerek, kah engelleri devirerek, kah yolu değiştirip yatağını bularak...
Bunu anlayabilir elbette insan. Cümle alemden beklemez anlamasını. Seyreyler, dinler, okur, düşünür, hayal eder, konuşur....Ama bu duygu yoğunluğunu anlamazsa birlikte akmış iki yürek...İnanmazsa...İşte boşunadır her şey o vakit. Hiç yaşanmamış kabul edilir. İnkar edilir bütün güzellikler, mutluluklar, insani olan her şey...Bir olmak varken, birlikte olmak isteğinden öte geçememiştir aşk demek..Artık sözün bittiği yerdedir yürek..
"sevda yakayı ele vermektir,
ben masumum diyebilmektir biraz da sevda,
bunu biliyorduk, bunun için ağlamıştık,
uyanır uyanmaz başlıyorduk ağlamaya
sarılıp sarılıp ağlıyorduk
yorulup uyuyana kadar ağlıyorduk sevgilim
dokunuyorduk su deyip suya deyip su içen kelebekler gibi
susuz kalan gözlerimiz gitgide ağır ağır soluyordu
o gül, gitgide ağır ağır soluyordu rüzgarla
tenlerimizde tenlerimize ait birşeyler dokuyorduk
oysa ısrarlı bir çocuk gömleği var bu gece üstümde
siyah, cepsiz, buruşuk ve kirli
dayak mı yedim, dayak mı attım, söyleyemem
senden bana seken bir yürek " K. Mutlu